1. Hoş geldiniz, Akvaryum Portalı ailesine katılım için kendinizi hazır hissediyorsanız üye olun.
    Yardım sayfasından forum kullanım desteği alın.

İmparatoruma..

Başlığı 'Hayata Dair Her şey' kategorisinde -Seyyah- tarafından 16 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. -Seyyah-

    -Seyyah-

    Mesajlar:
    59
    Yer:
    Adana
    İmparatoruma..



    Haysiyetsiz olmak, sevilmeyen olabilmek.
    Terbiyesizlik yapmak.. Sevilmeyen adam ilan edilmek. Öyle bilinmek. Kimi zaman nefret edilen, görüldüğü zaman da hah geldi gene denilen olabilmek..

    "iti an çomağı hazırla" cümlesinin başındaki 3.tekil kont / çarli olabilmek. Değersiz denilmek, yalancı denilmek.. Üç kuruş para için denilmek.. Sen ancak benim sokakta beslediğim yağmurdan ıslanmış, uyuz olmuş kaşınan herhangi bir köpeğin yanımdan geçip gitmesi kadar değerlisin cümlesindeki köpekle eşdeğer olabilmek.


    Bir şarkının sözlerini değiştirelim :

    Ben bu gece, karar verdim
    Şerefiz olup herkesin canın sıkmaya
    Sevdiğime, arkadaşıma...
    Tüm dünyaya terbiyesizlik yapmaya...
    Ha ha, ha ha..
    Hepinizin canına okumaya...


    Belki de aramızdaki en rahat, en kaygısız, en mutlu insan budur. Düşünsene birisi ile bir şekilde bir dostluğun, arkadaşlığın, sohbetin var ama sen asla ondan zarar görmüyorsun. Düşünsene ne kadar güzel, sana hiç kimse zarar veremiyor, kalbini kıramıyor, seni üzemiyor. Ya bir düşünsene ne kadar güzel, herhangi bir şey söylediğinde veya bir alışveriş yaptığında o adamı bir daha görmeyeceksin, parasını aldın, ürünü elden çıkardın. Ne hali varsa görsün. Alışveriş kötüymüş, adamı kazıklamışsın, veya kalbini kırmışsın ne önemi var ki? Bir daha görmeyeceksin, para geldi mal gitti iş bitti.


    Düşünsene..

    Seni bilmem ama benim zamanım değerli. Hakikaten yoğun bir insanım, günümü belli başlı parçalara bölmüşüm. Her bir parçada yapmam gereken şeyler var. Düzene koymuşum herşeyi. Ne mesela? Bölmediğini zanneden herhangi birinden örnek verelim, gününü bölmeyen adam bile gününü üçe bölmüştür zaten. Sabahtan öğlene kadar, öğleden akşama kadar, akşamdan sonra da gece ile sabah gelir. Al işte 3-4 parça, sen istemesen de.. Hepimizin böyle. Peki ya bu üç parça bittiğinde ve zamana ihtiyacımız olduğunda nereden ödünç zaman bulabiliriz?


    Düşünsene zamana karşı koyabileceğini. Başarabilirmisin? Bir insanı buna zorlamak ne kadar akıllıcadır? Peki buna hakikaten zorlamak ne getirir? O insan mecburiyetten bu üç parçanın birinden ödün verir. Yani size kendisine ait olan zamanın bir kısmını verir. Aslında hayatının bir parçasını mecburen size verir. "Mecburen" Bir insanı köle haline getirmenin, satın almanın daha kolay bir yolu var mı? Onu kendine mecbur etmekten başka?

    İşte böyle biri olabilirsem kafamda bir kaygı kalır mı? Düşünsene, birilerinin sana bir şekilde işi düşüyor ve sen istersen yapıyorsun, istersen yapmıyorsun ve umursamıyorsun da. Bazen de vazgeçiyorsun. Biliyorsun sana ihtiyaçları var. İstediğini yapıyorsun ona, Firavun gibi. Kral gibi, Hanedanlığın var senin ve sen bir imparatorsun. Çevrendekiler de senin halkın, kölelerin.

    Ben geçenlerde böyle bir imparatorla tanıştım.

    En başta iki normal kişiydik. Sayın ikinci kişi, bana bir şey verdi, karşılığında ben de ona zaman ve para verdim. Benim verdiğim zaman kusursuzdu, para da kusursuzdu. Üzerinde Atatürkün resmi vardı, sahte değildi, ve ucu da kırık değildi, bir parçası da eksik değildi. Ne bileyim Atatürk’ün burnu kopmuş da sonradan yapıştırılmış değildi en azından. Ama benim aldığım şeyin bir yerinde bir problem çıktı. Başka bir yerinde eksiklik var. Bir yerinden tamir görmüş, bir yerini de ben kırdım zaten … Dün gece çekiçle dalıyordum vallahi billahi.


    Kusursuz bir zaman ve kusursuz bir para verip, kusurlu bir ürün aldım ve satıcı bana kusurunu söylemedi. Ürünün şimdi bakıma desteğe ihtiyacı var. Yani ne var? Yani benim bu ürünün yedek parçasına ihtiyacım var. En başta, satana ihtiyacım var. Artık aramızda alıcı satıcı ilişkisinin dışında bir ihtiyaç doğdu. İmparatorum var benim. Evet.

    İşte hakimiyet bu anda başladı.

    Fakat sayın imparator! Benim üçe dörde böldüğüm bu zamanın içinde sana ayıracak, sana hizmet edecek bir vaktim yok ki. Var olan zamanımdan zaten sana iki kere ayırdım. Üçüncüsünü neden istiyorsun?

    Bu benim kaçıncı kez başıma geliyor artık bilmiyorum, yoruldum bundan. (Bu ürünü bana satan kişi üyesi olduğum akvaryum forumlarından birinde yazan birisi değildir.)

    Buraya kadar bir şey değil de, bundan sonraki sözüm herhangi bir şey satan herhangi birine, sana bana bize, hepimize, bütün insanlara ;


    Neden verdiğin ürünün kusurlarını söylemiyorsun? Kusurlu ürün yerine verdiğin sağlam olması gereken ürün neden kusurlu çıkıyor? Ve bilmiyormusun senin sattığın bu ürün o alıcının canını yakacak. Bilmiyormusun o adam bunu aldıktan sonra tamir etmek için zaman harcayacak, emek harcayacak, para harcayacak!

    Bilmiyormusun tarihten? Kötü yöneticiler tacından tahtından edilir. Sahip olduğunuz şey belki gerçek bir imparatorluk değil ama, şahsiyet, haysiyet, şeref, insanlık en büyük onur, en büyük saltanat değil mi?Neden değerini iki paralık ediyorsun ?

    Sen bilmiyormusun ey satıcı! Adi mal satan kişi adi kişidir? Küpün içinde ne varsa dışarı da o çıkar. Sen şu hadisi duymadın mı :"bizi kandıran bizden değildir" ??? Bilmiyormusun peygamberin sevmediği kişiyi Allah da sevmez.. Ticaretinde hile yapanın hali nedir ?

    Sen bilmiyormusun benim gibi biri çıkar da yazının en başındaki yazdıklarımdır senin kıymetin der..
     
    SuSKuN-BoLu, YIKIKTEMO, ikaros ve diğer 3 kişi bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş