1. Hoş geldiniz, Akvaryum Portalı ailesine katılım için kendinizi hazır hissediyorsanız üye olun.
    Yardım sayfasından forum kullanım desteği alın.

Akvaryum terimleri ve anlamları

Başlığı 'Site Klavuz-İstekler' kategorisinde cirol tarafından 19 Kasım 2009 başlatılmıştır.

  1. cirol

    cirol

    Mesajlar:
    4.090
    Yer:
    Avcılar-İSTANBUL
    İsim:
    İsmail ATEŞ
    Hobide kullanılan terimler ve anlamları:

    Algae:Küf, mantar ve şapkalı mantarlarıda içeren tek hücreli mikroskobik tiplerden büyük deniz yosunlarına kadar uzunan ilkel su bitkileri.
    Adnate: Yapışmak, birlikte büyümek.
    Activated Carbon (Aktif Karbon): Deniz,tatlı su ve sudaki pisliklerin katı karbon tarafından absorbe edilmesi.
    Alimentary Tract: Sindirim sistemi veya kanalı
    Amphibious (Amfibi): Karada ve suda yaşama yeteneği.
    Aerobic Bakteriler: Oksijenli ortamlarda yaşayan bakteri çeşidi.
    Acclimatization: Balığın yeni bir ortama veya farklı ilklim şartlarına adaptasyonu.
    Bacteria:Yaşamın başlangıçından beri varolan en ilkel tek hücreli canlılar, nitrojen çevrime yardım ederler.
    Bicolor: İki renkli.
    Brackish Water :Tatlı su ile deniz suyu arasında kalan bir çeşit su tipi, genellikle büyük göllerin veya nehirlerin okyonuslara aktığı yerlerde bulunur, tuzluluk oranı tatlısuya göre daha azdır.
    Buccal Incubation: Yumurtaları ağızda kuluçkaya yatırma.
    Caudal Fin : Kuyruk yüzgeçi, kuyruk.
    Caudal Penduncle: Balığın kuyruğunu gövdesine bitiştiren dar kısım.
    Cannister Filter :Motoru ve haznesi akvaryumun dışında olan ve bir çift hotum yardımıyla suyu alıp temizleyen filtre.
    Daphnia (Su Piresi): Göllerde ve havuzlarda yaşayan küçük canlılar, su piresi
    Egg-Layer (Yumurta döken): Dişi yumurtladıktan sonra döllenen yumurtalar.
    Fry: Yeni doğmuş veya yumurtadan yeni çıkmış yavru balık.
    Genus: Türleri ayırt etmede kullanılan ve büyük harf ile başlayan bilimsel ifade.
    Mineral: Suda doğal olarak bulunan inorganik maddeler.
    Ovary: Dişinin üreme için salgı yapan organı,bezesi.
    pH: Suyun asit ve alkalitesini anlatan logoritmik ölçü birimi.
    Protein Skimmer: Protein toplayıcısı, deniz akvaryumlarında, elektrik yüklü, aktive edilmiş bir köpük oluşturarak sudan atık maddeleri toplayan bir çeşit filtre.
    Sediment: Akvaryum tabanında biriken atıklar,yem,bitki,ölü balık, tortular.
     
  2. YIKIKTEMO

    YIKIKTEMO

    Mesajlar:
    30.767
    Yer:
    İstanbul
    İsim:
    Temel Sert
    Akvaryum terimleri ve anlamları

    Çek Valf: Otomotik olarak veya elle çalışan, akımı kapatan veya ayarlayan vana.
    Çöküntü Kaynağı: Suyu, sadece yeryüzünün su tablasına veya su tablası altına inmesi dolayisiyle geçirimli malzemeden yeryüzüne çıkan kaynak.
    Çökeltme Havuzu: Sulama suyunun bir akarsudan veya açık kanaldan alındıgı zaman kum ve askı halindeki silti çökeltmek için sprinkler ile sulama sistemi içinde yapılan tesis.
    C (C) -Santigrat derece (C). Sıcaklık ölçü birimi
    Civa (mercury) (Hg) - Zehirli metalik element , atom sayısı 80, iatom ağırlığı 200.59, oda sıcaklığında gümüşümsü yoğun bir görünümündedir.
    Çevre (environment) - Organizma, toplum, madde veya enerjiyi etkileyen bütün dış şartların tamamıdır.
    Çevre Koruma Teşkilatı (Environmental Protection Agency- EPA) -Hava ve su kirliligi, radyasyon, pestisit zararları ile katı atıkların yok edilmesiyle ekolojik araştırma girişimlerinde kontrolü sağlamaktan sorumlu Amerikan kuruluşu.
    Çözdürme (solubilize) -Deterjan veya aynı işlevi gören bir başka madde aracılığıyla yağları veya lipid yapısındaki molekülleri suda çözünür hale getirme işlemi.
    Çözünme (dissolve) - Bir sıvı içinde parçalanmak.
    Çözünmüş katı maddeler (dissolved solids) - Katı durumda iken suya karışıp çözünür hale gelmiş bileşikler .
    Çözünmüş katılar (dissolved solids) - Suda çözünmüş olan mineral ve organik metaryaller . Bu maddeler su buharlaştırıldığında veya kurutulduğunda kalıntı bırakırlar .Çözünmüş katıların miktarlarinın fazla olması içilebilirliğini ve sanayide kullanımını olumsuz etkiler. Suda bu maddelerin konsantrasyonu analitik olarak belirlenir veya "buharlaştırma sonrası kalıntı" 'yöntemi ile saptanır.
    Çözünmüş oksijen (dissolved oxygen) -Suda çözünmüş halde bulunan oksijen gazı.

    Defloridasyon: Sudaki flor düzeyinin dişlerde leke oluşumunu (florosis) önleyecek seviyeye indirilmesi işlemi.
    Deiyonize su: Iyon değişim sistemi ile iyonları ayrıştırılmış su.
    Deklorinasyon: Sudan kloru çıkarma işlemi.
    Deniz kirliliği: Okyanuslar , körfezler ve denizlerdeki kirlenme.
    Deniz yaşamı: Denizde yaşayan bitki ve hayvanlar .Bu organizmalar 3 gruba ayrılırlar: (1) Benthos -Kelp gibi bitkiler ile dipte yaşayan hayvanlar; (2) Nekton -Balık gibi yüzen hayvanlar ile su akımından bağımsız hareket eden balinalar; (3) Plankton -akıma bağlı taşınan çeşitli küçük mikroskopik organizmalar.
    Desalinasyon: Çözünmüş halde bulunan tuzları sudan ayırarak suyun saflaştırılması .
    Dezenfektan: Sudaki patojen mikroorganizmaları öldürmek için kullanılan bir maddde.
    Doğal su: Kuyudan veya artezyen kuyusundan elde edilmiş, mineral çıkarılması veya eklemesi yapılmamış sulardır .Bu tür sulara, şağlık otoritelerinin onay verdiği bir yöntemle, yalnızca mikrobiyolojik olarak işlem yapılabilir.
    Dondurmak: Sıcaklığı düşürerek bir sıvın katı hale değişimini sağlamak.Su için sıcaklık 32 Fahrenhayt veya 0 santigrat derecedir.
    Donma:lsı kaybederek sıvı halden katı hale geçme.

    E.Coli : İnsanların ve diğer sıcak kanlı hayvanların bağırsaklarında yaşayan bakteri. Dışkıda bol miktarda bulunur. İçme suyunda E.Coli bulunması bu suda dışkı ile bulaşma olduğunu ve daha tehlikeli bakterilerin mevcut olduğunu gösterir.
    Ekoloji : Organizmalarla çevreleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilim dalı.
    Ekvator : Yerküre üzerinde '0' derece enlemini gösteren hayali coğrafi çizgi . Bu çizgi kuzey ve güney kutup noktalarına eşit uzaklıktadır ve dünyayı , kuzey ve güney yarımküre olmak üzere iki eşit parçaya böler.
    Element : Demir, sodyum, karbon, azot ve oksijen gibi birbirlerinden farklı atomlar içeren 108 temel madde.
    Endüstriyel Kirlenme : Endüstriyel atıklar ile oluşan kirlenme.
    Erime noktası : Donma noktasının tersine , katı bir maddenin hal değiştrirerek sıvı hale geçtiği sıcaklık derecesi.
    Erozyon : Toprak yüzeyinin akan su, rüzgar, buzlanma gibi sebepler ile yokolması.

    Fahrenhayt sıcaklık ölçeği (fahrenheit temperature scale) : Geniş bir kullanım alanı olan sıcaklık ölçek sistemlerinden birisidir. Civa ilk defa termometrik bir araç olarak kullanan Alman Fizikçi D.G.Fahrenheit tarafından geliştirilmiştir. Bu ölçeğe göre suyun donma noktası 32 °F, kaynama noktası ise 212 °F olarak belirlenmiş ve bu iki nokta arası 180 eşit parçaya bölünmüştür.
    Fenoller (phenols) : Çok düşük konsantrasyonlarda bulunduklarında dahi suda tat vekoku problemi oluşturan, daha yüksek konsantrasyonlarda sudaki canlılara zehirli etki gösteren bir grup organik bileşikler. Petrol rafinasyonu, tekstil, boya, reçine üretimi sırasında oluşan yan ürünlerdir.
    Fersah : Üç deniz miline eşit mesafa ölçüsü , 18240 yarda veya 5556 metreye tekabül eder. Bu uzunluklar ,milletlerin kabul ettiği ayrı ayrı uzunlukta olabilir.
    Filika Mataforası : Filikaların sudan kaldırılarak gemiye alınması için kullanılan matafora.
    Filtre : Akışkan olan sıvı yada gazı süzmeye yarayan gözenekli madde. Akışkandaki asıltı ,çamursu yada katı maddeleri ayırmaya yarar.
    Filtrasyon (filtrate) : Filtreden geçirilmiş sıvı.
    Firengi : Güvertedeki suyun denize akıtılabilmesi için yalı kütükleri üzerinden bordaya açılan oluklu delikler.
    Fitoplankton : Çoğunlukla bir hücreli su yosunlarından oluşan, sularda yaşayan bitki topluluğu.
    Fiziko-kimyasal arıtım (Physico-Chemical tretment) : Atık su arıtımında pıhtılaşma , yumaklaştırma ve çöktürme gibi fiziksel ve kimyasal süreçleri içeren arıtım basamaklarının tümü.
    Florid (fluoride) : Florun diğer bir elementle yapmış olduğu bileşik. İçme sularına diş çürümlerini önlemek amacıyla eklenir.
    Fosfat (phosphate) : Fosfat (PO4-3) grubu içeren kimyasallar için kullanılır. Fosfat grubu içeren kimyasal organik veya inorganik olabilir, partikül formunda veya çözünmüş olabilir. Fosfatlar bitkiler için önemli bir besin öğesidir. Bu nedenle gübrelerin bileşiminde bulunur. Diğer kaynak deterjanlardır. Fosfat içeren atık sular yüzey sularına deşarj olduklarında su bitkilerinin aşırı derecede büyümesine neden olur.
    Fosfataz : Bir molekülden su kullanarak fosfat grubunu ayıran enzim.
    Fosfor (phosphorus) : Bitki yaşamı için elzem lan bir element. Gübredeki 3 temel besin öğesinden (azot, fosfor, potasyum) biridir.
    Fosforik asit (phosphoric acid) : H3 PO4 , gübrelerin önemli bir bileşenidir. Gübrelerdeki fosfor sularda alglerin aşırı büyümesine, oksijen kayıplarına yol açarak canlıların yaşamını olumsuz etkiler.
    Fosil yakıtı (fosil fuel) : Eski jeolojik dönemlerde yaşamış canlı organizmalardan oluşan bir hidrokarbon yakıtı, örneğin; petrol.
    Fotosentez (photosynthesis) : Yeşil bitkiler ve bazı diğer organizmalar tarafından karbondioksit ve sudan ışık enerjisini kullanarak karbonhidratların sentez edilmesi. Fotosentezde genellikle son ürün olarak oksijen açığa çıkar. Klorofil bu proseste katalizör olarak işlev görür.
    Freatik (phreatic) : yer altı suyu ile ilgili.

    Geçirgen olmayan (impermeable) : İçinden sıvı veya herhangi bir maddenin geçişine izin vermeyen cisimler.
    Geçirgen (permeable) : Sıvı ve gazların geçişine izin veren delikleri bulunan cisimler.
    Geçirgenlik (permeability) :Toprak yada delikli taşların suyun geçişine izin verme kapasitesi.
    Glokonit (glauconite) : Potasyum, demir, alüminyum veya magnezyumun hidröz silikatı. Yeşil kumda bulunur. Gübre olarak ve su yumuşatıcı olarak kullanılır.
    Gübre (fertilizer) : Azot, fosfor ve potasyum içeren toprağa yayılarak verimi artıran doğal ve sentetik materyaller.
    Güvenilir Su (safe water) : Zararlı bakteriler, toksik materyaller veya kimyasallar içermeyen su.Lezzet, koku, renk ve belli mineral problemleri suyun güvenirliliğini etkilemez.

    H20: suyun kimyasal formülü.
    Habitat (habitat) : Hayvan veya bitkinin yetiştigi dogal ortam. Besin, su, barınma vb olanakların hayvanların ihtiyaçlarına uygun olarak düzenlenmesi.
    Hafif Su Reaktörü (Light Water Reactor) (LWR): Hafif suyu kullanan nükleer reaktör .Isı şeklinde uranyum yakıtından salınan Fizyon enerjisi, elektrik enerjisi oluşturan buhar çarkına aktanlır. Suyun sıcaklığıı yükselir , ısı değişim ünitelerinde bu ısı buhar oluşumunu sağlar ve elektrik oluşturulur .Bu işlemler reaktörden dışarıya sürekli ısı çıkışı sağlar. Bu sistem içinde su aynı zamanda fizyon ile açığa çıkan nötronlann eneji seviyesini düşürmek ve bir sonraki fizyon oluşumuna katkıda bulunmak için de ABD'de en yaygın kullanılan reaktör çeşidir.
    Hafif su (light water ) : Fizik ve kimyada ağır su ile karşılaştırılmalı olarak normal, hergün kullandığımız suya verilen ad.
    Halit (halite) -Beyaz ve renksiz mineral ,sodyum klorit veya kaya tuzu.
    Ham su(raw water) : Kaynağından çıkarılmış ve hiçbir işlem görmemiş su.
    Hava kaynaklı kirleticiler (airbome pollutants) : İnsan saglığına çevreye zararlı olabilen havayla bulaşan kirletici ögeler .
    Hava kirleticileri (air pollutant) : Atmosfere kanşan zararlı maddeler .Digerbir
    Hidrasyon (hydration) :Suyun diger bir öğe ile kimyasal kombinasyonu.
    Hidrat (hydrated) : Kimyasal olarak su ile kombinasyon yapmış olan
    Hidrolik (hydrolic) : Suyla çalışan, hareket eden.

    Nem (humidity) : Havadaki su buharı miktarıdır.
    Nemli hava (wet air) : Herhangi bir şekilde yağmur yağmadığı halde yeryüzündeki cisimlerin nemli olduğu, üzerlerinin yağmur yağmış gibi ıslak olduğu durumu belirtmek için kullanılan terimdir. Bu durum, neme doymuş sıcak hava kütlesinin, soğuk ve kuru hava kütlesinin yerini aldığı zaman meydana gelir.
    Nitrik asit (nitric acid) : Asit yağmurlarının bir bileşeni. Korozyon oluşturucu bir özelliği vardır. Binalara, arabaların yüzeyine, ormanlara ve su yaşamına zarar verirler.
    Nitritifikasyon (nitrification) : Azotlu materyalin bakterilerce nitrata dönüşümü. Atık sulardaki amonyak bakteriyel veya kimyasal tepkimelerle nitrit okside olur ve daha sonra nitrata döner.
    Nitrojen aşırı doymuşluğu (nitrogen supersaturation) : Suda çözünmüş azotun konsantrasyonun süpersature durumda olmasıdır. Fazla azot balıkların dolaşım sistemine zarar verebilir.
    Nitrojen-Azot (nitrogen) : (1) Kimyasal sembolü N olan gaz. Bitki büyümesi için elzem olan bu element atmosferin %78’ini oluşturur. Doğal formu çoğu bitki tarafından kullanılamaz. (2) Bir gübrenin formülasyonundaki 3 temel besin öğesinden biri. Nitrojen 10, fosfor 8 ve potasyum 6. (3) Suda kirlenmeye bağlı amonyak, nitrat, nitrit veya elemetal azot bulunması. (Su Kalitesi)
    Nitrojenli atık (nitrogenous waste): Nitrat ve amonyak gibi nitrik maddeler barındıran atık sular? (Su Kalitesi)
    Nutrient-besin öğesi döngüsü (nutrient cycle) : Biyolojik ortamda besin öğelerinin birinden diğerine dönüşmesi . Örneğin; bitkilerde sudan fotosentez sırasında moleküler oksijen üretimi ve bunu takiben diğer canlılarca atmosferdeki oksijenin suya indirgenmesi gibi. Azot siklusunda daha karmaşık bir tablo mevcuttur ve oksidasyonda molekülde çeşitli değişiklikler ortaya çıkar. N2, NO3 - , R - NH2 , and NH4 + gibi...
    Nutrient-besin öğesi (nutrient) :Karbon, oksijen, nitrojen, fosfor ve benzeri elementler veya bunları içeren ve yaşam için elzem olan bileşikler.

    Oksidasyon (oxidation - oxidizing) :(1) Oksijenle kombinasyonun veya elektron kaybının gerçekleştiği kimyasal reaksiyon. (2) Bir element veya iyonun pozitif yükünü artırma veya negatif yükünü azaltma prosesi. (3) Organik atıkları veya pis sulardaki siyanid, fenol ve organik kükürtlü bileşikleri parçalamak üzere oksijen eklenmesi (Su Kalitesi)
    Oksijen tükenmesi (oxygen depletion): Suda çözünmüş oksijen düzeyinin azalması.
    Organik mataryel (organic material): Karbon bileşikleri içeren veya bu bileşiklerle ilgili olan.Canlı varlıklardan elde edilen.
    Organizma (organism) : Bitki ve hayvan gibi canlılara verilen isim.
    Organoklorlu bileşikler (organochlorine compounds) : Karbon ve klor içeren kimyasallar.
    Ozmotik parçalanma (osmotic lysis) : Seyreltik bir çözeltiye yerleştirilen hücrenin parçalanması. Örneğin; bir kırmızı kan hücresi distile su içine yerleştirildiğinde, su hücre içine doğru hareket etme eğilimi gösterir, çünkü hücre içindeki materyallerin konsantrasyonu yüksektir. Hücre içinde su arttıkça hücre zarı basınca dayanamaz hale gelir ve parçalanır.
    Ozmoz (osmosis) : Yarı geçirgen bir zardan sıvıların zarın her iki yanındaki madde konsantrasyonunu eşit düzeye getirecek yönde akışıdır. Yarı geçirgen zar suyun geçişine izin verirken suda çözünen maddelerin geçişini önler. Seyreltik çözeltiden daha konsantre çözeltiye doğru oluşan sıvı hareketi zarın her iki yanındaki konsantrasyon eşitlenene kadar devam eder. Eğer zarın yoğun olan tarafına basınç uygulanırsa suyun akışı konsantre taraftan seyreltik tarafa doğru geri dönecektir, bu duruma ters ozmoz denir.
    Ozon (ozone): (1) Su dezenfeksiyonunda kullanılan ve üç oksijen atomundan oluşan kimyasal bileşik. (2) İki atomlu oksijenden elektrik deşarjı veya ultraviyole radyasyonu ile oluşan mavi üç atomlu gaz. Stabil değildir. Güçlü bir beyazlatıcıdır, zehirli okside edici bir ajandır. Keskin rahatsız edici bir kokusu vardır, havayı deoderize etmek, suyu, endüstriyel atıkları daha uygun hale getirmek için kullanılır. Günümüzde dezenfektan olarak klor yerine tercih edilmeye başlanmıştır. Klordan daha güçlü olarak Cryptosporidium’a karşı tek bilinen dezenfektandır. Ayrıca ozondan, trihalometan ve haloasetik asit gibi klorlama ile ilişkili sağlığa zararlı yan ürünler de ortaya çıkmaz.
    Ozonlama (ozonation) : Sudaki zararlı patojenik bakterileri öldürmek ve mikrobiyal yükü azaltmak için dezenfektan olarak ozon gazının (O3) kullanılması. Bu uygulama halkın kullandığı suları dağıtıma vermeden önce ve atık suları boşaltmadan önce uygulanır. (Su Kalitesi)

    Partikül sayısı (particle count) - Sudaki asılı partikülleri sayı ve büyüklüklerine göre özel bir partikül sayıcı ile değerlendirilmesi sonucunda elde edilen değer.
    Partiküller (particulates) - Suda asılı halde duran çok küçük katılar. Büyüklük, şekil, yoğunluk ve elektrik yüklerine göre farklılaşırlar. Su kirliliğinde önem taşır. Çözünmez durumda olanlar çökeltme veya filtrasyon sırasında ayrılır. Kum, kil ve bazı organik materyeller bu sınıftadır. Bunlar çökeltme ve filtrasyonla ayrılmaz. Bunlar su evapore edildiğinde yapıdan ayrılırlar, örneğin; tuz. Hava kirliliğinde partiküllü mataryel hava akımı veya gazlarla taşınabilen katı partiküllere veya sıvı damlacıklarına karşılık gelir.
    Patojen (pathogen) - Hastalığa neden olan, genellikle virüsler, bakteriler ve funguslar için kullanılır.
    PCBs (Polychlorinated Biphenyls) - Bir grup sentetik, toksik endüstriyel kimyasal bileşik. Eskiden boya ve elektrik transformerlerinin yapımında kullanılmıştır. Doğada yıkıma uğramadıklarından birikmeye devam ederler. Endüstriyel atıklarda bu maddelere sıklıkla rastlanmış, daha sonra yüzey ve yeraltı sularına karıştıkları bulunmuştur. 1979 yılında yasaklanmış olmalarına karşın hala balık ve diğer hayvanların etlerinde kalıntıları görünmeye devam etmektedir.
    Perkolasyon testi (percolation test) - Toprağın drenaj özelliğini ölçmek için kullanılan prosedür .
    Perkolasyon (percolation) - (1) Suyun taş ya da toprak içinde hidrostatik basınçla oluşan hareketi. Suyun toprakta, belli bir kanal olmaksızın yeraltı su tabakasına doğru yaptığı hareket. (2) Filtrasyonu sağlayan sistem içinde suyun yavaş yavaş hareket etmesi.
    Pestisit (pesticide) - Belli organizmaların büyümesini kontrol altında tutmak için kullanılan kimyasal maddeler. Örneğin; insektisitler, herbisitler, fungisitler, mitisitler ve rodentisitler gibi.
    Petrokimyasallar (petrochemicals) - Rafineride işleme sırasında petrolden oluşan kimyasal maddeler. Floroanten, krizen, rafine yağlar gibi. Petrokimyasallar plastiklerin, pestisitlerin, uçucu organik bileşiklerin eldesinde kullanılırlar. Bu kimyasalların çoğu insana ve çevreye zarar verir pH (Hydrogen Ion Concentration or Potential of Hydrogen) - (1) Bir çözeltinin asit veya baz oluşunu tanımlamak amacıyla kullanılan terim. Bu değer çözelti içindeki hidrojen iyonlarının negatif logaritmasıdır. pH skalası 0 - 14 arasında değişir. Saf suda 22 derecede hidrojen ve hidroksil iyonları eşit konsantrasyonda bulunur. Buda 7 değerine eşit bir pH’yı gösterir. 7’nin altında kalan sayılar asitliği, üzerinde kalan sayılar ise alkali özelliği tanımlar.
    Polielektrolit (polyelectrolyte) - Suda elektrikle yüklü iyonlar oluşturan yüksek molekül ağırlıklı maddeler. Organik olanlarına basitçe polimerler denir, nişasta ve sakızlar bu sınıfta yer alır, su ve atıksuların işlenmesinde koagülasyon ve flokkülasyon işlemlerinde kullanılırlar. Suyun berraklaştırılmasında 3 tipi vardır, katyonik, anyonik ve noniyonik olanlar. (Su Kalitesi and Wastewater Treatment)
     

Sayfayı Paylaş