1. Hoş geldiniz, Akvaryum Portalı ailesine katılım için kendinizi hazır hissediyorsanız üye olun.
    Yardım sayfasından forum kullanım desteği alın.

Doğal Deniz suyunun Akvaryumda Kullanılması

Başlığı 'AP Portal Blog- Üye Tank Tanıtımları' kategorisinde Montimahir tarafından 15 Kasım 2012 başlatılmıştır.

  1. Montimahir

    Montimahir

    Mesajlar:
    5.723
    Yer:
    Bursa
    Merhaba,

    Aslında bu konuyu Özgün Bey’in tank tanıtımına yazacaktım, fakat biraz uzun olduğu için bölme ihtimali yüksek geldi, bu nedenle ayrı bir başlık açtım, daha önce konu ile alakalı başlık varsa(ki var olduğuna eminim) kusuruma bakmayın.

    Dört sene Kıbrıs’ta bulunmuştum ve Akdeniz’in adadaki tuzlu su hobisi için her türlü imkânı/faydayı sağlayacağı düşüncesindeyim. Yapılaşma ve tesisler son yıllarda artmadı ise, özellikle Karpaz taraflarında akıntıların fazlalığından dolayı suyun tuzluluğu ve temizliğinin mükemmel olduğunu tahmin ediyorum. Ülkemizde ise en temiz suların, sualtı yaşamı zenginliği gözlemlerim sonucunda Kemer/Kaş taraflarında olduğunu düşünüyorum.

    Aşağıda Martin Moe Jr.’un kitabından denizden su alınıp işlenerek kullanılması konusunda birkaç paragraf ekliyorum.

    Saygılar,

    Deniz ve okyanus suları gözümüze masmavi tertemiz gibi görünse de yüksek miktarda çözünmüş organik atık ve plankton barındırdıklarından, suyu olduğu gibi akvaryumlarımızda kullanmak göründüğü gibi işimizi kolaylaştıran bir çözüm değildir.

    Suyu denizden aldığınız anda öncelikle içindeki tüm hayat ölmeye başlar ve olağanüstü bir bakteri patlaması yaşanır. Bu bakteriler suda ölen diğer planktonik kalıntıları da hızla tüketerek suda çözünen organik yükü inanılmaz seviyelerde arttırırlar, koloni oluşturabilecekleri; tank, depo kenarları, dipteki çökeltiler ve ölü planktonlar gibi yüzeylere tutunarak çoğalmaya devam ederler ve sonuçta akvaryumunuza eklemeyi düşündüğünüz temiz su aslında dev bir bakteri deposundan farksız hale gelir.

    Bu nedenle, uzmanlar tarafından alınan suyun kullanımdan önce iki hafta kadar sürekli karanlıkta bekletilmesi önerilir, bu süreçte organik atıklar büyük oranda işlenerek oksitlenecek ve dibe çökecektir, ayrıca su içindeki tüm ölü plankton ve diğer mikroskobik canlılar da bakteriler tarafından tamamen tüketilecektir.

    İki hafta sonunda sudaki bakteri oranı 1 cm³’te 10 ila 100.000 arasına düşecek, suyu depoladığınız tankın dibinde kahverengimsi bir katman(çökelti) oluşacaktır. Yapmamız gereken bu dipteki kalıntıları hareketlendirmeden ve dağıtmadan üstteki temiz suyu başka bir depoya almak olacaktır.

    Martin Moe Jr. “Marine Aquarium Handbook, beginner to Breeder, 2009” adlı kitabında deniz suyunun işlenmesi için üç ayrı yöntem belirtmiştir.

    İlk yöntem klasik ve faydası kanıtlanmış bir yöntemdir. İkincisi daha az iş gerektiren, fakat riskli bir yöntem olup, üçüncüsü eski yıllarda kulanılmış, fakat günümüz kimyasallarının suya ne tür etkileri olacağının, akvaryum sakinlerinin ne tepki vereceklerinin henüz bilinmediği deneysel bir çalışmadır.

    Öncelikle deniz suyunu nereden alacağımıza doğru şekilde karar vermemiz gerekmektedir. En kaliteli ve temiz suyu (bir tekneniz varsa) açıklardan alabilirsiniz. Buna imkân yoksa gelgitin (akıntının) bol olduğu çevrede herhangi bir kirlilik ve atık kaynağının olmadığı yerlerden alınacak su da işinizi görecektir (Kıbrıs için aklıma hemen Karpaz geldi). Lağım ağızlarından, fabrikalardan, temiz su kaynakları ve akarsu deltalarından özellikle kaçının. Deniz yüzeyinde yağ veya başka bir kimyasal atık varsa oradan kesinlikle su almayın.

    Suyu alacağınız yerdeki canlı hayatını gözlemleyin; balıklar, yengeçler ve diğer canlılar sağlıklı şekilde yaşıyorlarsa oradaki suyu rahatlıkla kullanabilirsiniz. Herhangi bir deniz kıyısında yaşayan herkes gezerek ve araştırarak sağlıklı ve temiz su bölgeleri bulabilir. Doğru zamanda, doğru yerde, doğru akıntıları yakaladığınızda suyunuzu alabilirsiniz(bence Akdeniz bunun için biçilmiş kaftan).

    Arabanız içinde 200 litre suyun sağa sola savrulmasına şahit olmak istemiyorsanız, suyun taşınması için en uygun ve basit yöntem; en fazla 80 litrelik plastik bidon veya kovalar olacaktır.

    Tankınıza ekleyeceğiniz deniz suyunun kalitesini, filtre edip ayrıştırabileceğiniz plankton ve parçacık oranı belirleyecektir. Moe bu iş için; iki adet kova, büyük plastik bir huni ve kaliteli filtre malzemeleri kullanmaktadır. Üst üste katlanmış temiz bir kumaş, 2.5-3 cm kalınlığında saf poliüretan köpük veya daha da iyisi; bir huniye sıkıştırılmış birkaç kat filtre elyafı işinizi görecektir.

    Moe ‘nun yılların tecrübesi sonunda önerdiği en uygun malzeme; büyük mikronluk filtre torbalarıdır. Bunlar suyu 10-5-daha iyisi 1-2 mikron filtreleyebilecek ve tıkanmadan önce bol miktarda suyu süzecek filtrelerdir. Bu torbaları daha çok bira ve diğer sıvı içecek hazırlayan üretimhaneler kullanmaktadır, günümüzde bazı akvaryumcularda da bulabilirsiniz.

    Suyu evinize getirdiğinizde ilk yapmanız gereken; iki-üç hafta karanlık ortamda bekletmeniz, daha sonra da dipteki çökeltiyi ellemeden üstteki temiz suyu ayrı bir yere aktarmanızdır. İşin kolayına kaçan sabırsız arkadaşlar suyu bekletmeden ve işlemeyi beklemeden hemen kullanabilirler. Bu ikinci yöntem eğer su çok çok temizse ve iyi filtre edilmişse nadiren sorun çıkartır, fakat bu sudan tankınıza geçecek ufak parazitler ve hastalıklar daha sonradan saç baş yolmanıza ve “ben ne yaptım” demenize neden olabilir. İşin doğrusu; emin olmadığınız, yerleşim yerlerine yakın yerlerden topladığınız taze deniz suyunu hemen kullanmamaktır.

    Deneysel olan üçüncü yöntem; Moe’nun yıllarca kullanarak çeşitli deniz canlılarını ve tropik balıkları üretip yetiştirdiği su işleme yöntemdir.

    Bu iş için Yüzme havuzlarında kullanılan toz klor (%65 lik kalsiyum hipoklorit içinde ek yosun öldürücü içermeyen granül klor), klor testi ve klor giderici (sodyum tiyosülfat) gerekmektedir. Klor gidericilerin içeriğinin çoğunda sodyum tiyosülfat bulunmaktadır.

    Aldığınız deniz suyuna testinizde 5 ppm-10ppm arası klor görene kadar klor ekleyin, suyu ışıklandırıp bol havalandırarak 12-24 saat bekletip, tekrar klor testi yapın. Bu süreçte eğer klor kendi kendine sıfırlanmışsa sudaki organik miktarı çok fazla olduğundan tüm klor kullanılmış, fakat su hala yeterli seviyede temizlenmemiş demektir. Bu nedenle klorlamayı tekrarlamamız gerekmekte ve ayrıca aynı yerden ikinci kez su aldığımız sefer iki kat fazla klor dozlayacağımız anlamına gelmektedir.

    Klor bakteriler dâhil suda ne var ne yok her şeyi öldürür, doğal zehirleri de etkisiz hale getirerek çözünmüş organik atıkları da oksitleyerek sıfırlar. 12-24 saat sonra suyunuz berraklaşarak yüzme havuzları gibi hafif klor kokacaktır (Bu arada klor’un kanserojen olduğunu unutmayın, Moe bu konuda bir şey belirtmemiş).

    Artık Sodyum tiyosülfat içerikli klor gidericiyi testinizde suda sıfır klor görene kadar ekleyebilirsiniz. Bunu eklemeden önce ayrı bir kapta çözdürmeniz iyi olabilir, çok değil en fazla bir tatlı kaşığı kadar kullanmanız yeterli gelecektir.

    Kloru etkisizleştirmeden önce, Kalsiyum hipoklorit in çözünmesi ile dipte birikecek kalsiyum ve diğer artıkları dikkatlice sifonlamanız önerilir. Böylece ikinci bir çökelme olayından kaçınmış olursunuz.

    Suyunuz artık tamamen arıtılmış ve hafif sisli/bulanık bir görüntüye sahip olacaktır. Bir iki gün ışık ve hava ile dinlendirilen su nihayetinde berraklaşacaktır, süreci hızlandırmak ve birkaç saat içinde kullanmak isteyen arkadaşlar suyu elyaf ile süzebilir veya aktif karbon kullanabilirler.

    Moe acil durumlarda bu suyu kloru sıfırladıktan hemen sonra kullanmış ve herhangi bir olumsuz etki görmemiştir, yine de bunu önermemektedir.

    Sanayi atıkları, yağ artığı, canlı yaşamın olmadığı, kırmızı alg, zehir ve alüvyonlu yerlerden topladığı kirli suyu pek çok kez bu yöntemle arıttığını ve 24 saat sonra palyaço balıklarının ve neon gobilerin üretimi için kullandığını kitabında belirtmiştir.

    Eski akvaryum suyunun da bu yöntemle yenilenebileceğini belirtmiş, fakat sürekli tekrar eden bu işlemin suyun pH’ını düşüreceğini de eklemiştir.

    Kendisi bu yöntemi yıllar boyunca; Palyaço, Gobi, Atlantik Angel, Royal grama gibi tropik balıkların, ıstakoz ve diğer omurgasızların bakımı ve üretiminde kullanmıştır.

    36 yıl boyunca, doğal deniz suyunu klorlayıp, daha sonra sodyum tiyosulfat ile kloru etkisizleştirip, 1-10 gün içinde, en son başarısı, su kalitesine çok hassas larvaları olan uzun dikenli denizkestanesinin(Diadema antillarum) üretiminde kullandıktan sonra, bu yöntemi önermekte herhangi bir sakınca görmeyeceğini belirtmiştir.

    Sadece, artık piyasada çok çeşitli klor ve klor çözücü ürünlerin bulunması ve içindeki ek maddelerin etkilerinin ne olacağının bilinmemesi, bu yöntemi günümüz için deneysel ve riskli hale getirmiştir.

    Mesela güncel olarak stabilizatörlü klor denenmiş ve suda artık/çökme gözlemlenmeden yüksek miktarda serbest klor elde edilmiş, suyun daha etkili şekilde temizlendiği görülmüştür. Fakat bu ürünün içeriğinde bulunan ve dengelemeyi sağlayan siyanürik asit’ in suyun pH’ını kloru almadan önce ve sonra ciddi miktarda düşürdüğü görülmüştür.

    Bu nedenle kullanılacak kimyasalların saf ve katkısız olmasına dikkat edilmelidir.

    Deniz suyunun arıtılmasında kullanılan diğer yöntemler; Ozon ve UV kullanarak plankton ve bakterilerin öldürülmesi ve daha sonra katı ve organik atıkların mekanik filtreleme ile arıtılması şeklindedir.

    Moe bu notlarını ilk olarak 1982’de yayımlamış, üçüncü baskısını 2009’da yapmış, yukarıda bahsettiği üçüncü yöntem denemelerinde kullanılan kimyasallar günümüzde daha karmaşık ve katkılı hale gelmiş olabilir bu yüzden riskli gibi geldi. Ayrıca mercan bakımı ve üretimi konusunda bir not düşülmemiş, fakat omurgasızlara bakıldı ise mercanların da zarar görmeyeceğini tahmin ediyorum.

    Not: Deneyecek cesur arkadaşların başına gelebilecek talihsiz olaylardan dolayı kendim ve Moe sorumluluk kabul etmemekteyiz.

    Denizden su alan arkadaşlar için en güzel arıtma yöntemi ikincisi (bekleme ve filtreleme) gibi görünüyor. Tabi resif tankları için pH, tuzluluk ve diğer iz elementlerin bir kontrol edilmesi de gerekebilir.

    Kaynak:”Marine Aquariium Handbook, Beginner to Breeder”,Martin A.,Moe,Jr,2009.
     
  2. Okurt

    Okurt

    Mesajlar:
    2.079
    İsim:
    Özdemir Kurtman
    Evet Martin Moe palyoçalar dahil olmak üzere dünyada bazı balıkları akvaryumda üretebilen ilk insan, hatta bazı balıkları 70'li yılların sonlarında bile üretmeyi başarabilmiş.

    Onun sudaki mikrofauna ve floraya karşı bu kadar hassas olması: hemen onu alıp öldürmek, ölmüyorsa klorla öldürmek sonra sodyum tiyosülfat ile kloru giderme amacının Martin Moe'nun balık üretmeye ve bu suyu üretim tanklarında kullanma önceliği olması sanırım.

    Aslında bu mikroorganizmaları ve planktonları akvaryumumuzda tüketecek bir canlı varsa -mercanlar gibi- temiz taze suyu tüketmenin bir sakıncası olmayacağını düşünüyorum. Bunu defalarca deneyimleyen arkadaşlarımız bizzat mevcut.
     
  3. YIKIKTEMO

    YIKIKTEMO

    Mesajlar:
    30.767
    Yer:
    İstanbul
    İsim:
    Temel Sert
    Mahir merhaba sanada, ellerine sağlık öncelikle. Deneme yapacak olanlar için mesuliyet kabul etmemek kısmını dert etme, ben 10 sene öncesi o mesuliyeti aldım canını sıkma.

    Öncelikle evet bazı noktalarda tehlikelere dikkat çekilmiş vb ama doğal su benim artık akvaryumda karşılıklı konuştuğumuz bir kavram. Zaten olayı çok basit her zaman izah ettim.

    Yeni kurulan bir akvaryum doğal su ile kurulmuşsa suyun arınması, çöken maddelerin sistemce bertaraf edilmesi, biyolojik yaşamın kendini göstermesi ile hayatın başlaması, protein skimmerin bu süreçte işini yaparak sudan alabileceklerini alması gerekir. Zaten suni tuzla kurulan akvaryumda da bir süre diatomu, biyolojisi beklenir.

    Eski akvaryuma su değişmek su iyi yerden alındığı sürece yazıldığı gibi risk barındırmaz. Kaldı ki Kartal sahilden su alıyorum kendim. Oturmuş akvaryumda doğal suyun dengeye gelmesi 1 saati geçmez.

    Unutmayın, deneme yılı 1982, protein skimmerin olmadığı döneme ait tecrübeleri baz alırken artıları hesaba katmak gerekir.
     
    Okurt bunu beğendi.
  4. Montimahir

    Montimahir

    Mesajlar:
    5.723
    Yer:
    Bursa
    Özdemir Bey haklı olabilirsiniz, Moe Orchid dottyback üretiminde de doğal deniz suyu kullanıyor, ve larva tanklarındaki larvaların sayılarının giderek azaldığını gözlemliyor.

    Yaptığı inceleme sonunda su ile gelen "chaetognath" denen deniz kurtçuklarının uygun ortamda çoğaldıklarını ve 10 günlük larvaları güzelce avladıklarını keşfediyor.

    Sanırım suyu mutlaka filtreleme ve gerekirse kimyasal ile dezenfekte etme tecrübelerini bu deneyimleri sırasında yaşayıp not düşmüş(1996).
     
    Alparslan, YIKIKTEMO ve Okurt bunu beğendi.
  5. YIKIKTEMO

    YIKIKTEMO

    Mesajlar:
    30.767
    Yer:
    İstanbul
    İsim:
    Temel Sert
    Larvaların direk deniz suyu ilavesi içinde üretilmeye çalışılması bana da zor geliyor. Fakat, ben bunu sadece chaetognath kurtlarına bağlamıyorum, doğal olarak larvalar oturmuş ve işlenmiş veya bir anlamda deniz akvaryumuna uygun hale getirilmiş su içinde suya dağılıyorlar. Bu larvaların su değişimlerini tuzluluğu, element yapısı vb farklı suya maruz bırakmak akıllıca değil.
     

Sayfayı Paylaş