1. Hoş geldiniz, Akvaryum Portalı ailesine katılım için kendinizi hazır hissediyorsanız üye olun.
    Yardım sayfasından forum kullanım desteği alın.

Eşini Kaybeden Kaan Sezyum'dan: Hayat ve Anlamı

Başlığı 'Hayata Dair Her şey' kategorisinde ka2n tarafından 11 Ağustos 2015 başlatılmıştır.

  1. ka2n

    ka2n

    Mesajlar:
    4.314
    Yer:
    Ankara
    İsim:
    Kaan AYDINOĞLU
    ” … geçen haftadan beri hayatımın pek bir anlamı yok gibi geliyor. Ne
    yazılarımı okutacağım birisi, ne sabah güldüğümüz birisi, ne de balkonda
    kuşları yemlediğimiz birisi var yanımda. Yok yani, işin en fenası da bu yok
    oluşun, tam anlamıyla bi yok oluş halinde gerçekleşmesi oldu. Gayet güzel
    kahvaltı ederken, birlikte Türk kahvesi için tek bir sigarayı ortaklaşa
    tüttürürken birden akşam oluyor, evde kimseler yok. Çat! Şimdi evde iki
    kişi kaldık, kedimiz tortor da bu vesileyle üzerime kaldı. Yokluk kendisini zamanla hissettiren bir şey. Varken olanı hissetmiyorsunuz, yokken de
    olmayanı hissediyorsunuz, garip. Kısa sürede çok üzüldüm.

    Üzülmemin sebeplerini düşündüm biraz. İnsan çok sevdiği birisini kaybedince (bence) birkaç şeyden dolayı üzülüyor. Ben artık onunla bi şeyler paylaşamayacak olmama üzüldüm, kumda kendisini temizleyen bir serçe, suyun dibinden giden bi balık sürüsü gördüğümde artık gösterecek kimsem yok. Çok yalnızım ama arkadaşlar iyidir, beni yalnız bırakmıyorlar. Yalnız kaldığınız her an bi takım anılar çıt, çıt ya da güm güm şeklinde kafanızın içinde patlayıveriyor. Geceleri uyumak çok zor, içki de içmediğimden, uyumak için alternatif tıbbın tüm bileşenlerini devreye sokuyorum.

    Gözlerimi bilinçli olarak kapatmak istemediğimden yapılabilecek en
    sıradan şeyi yapıp tv’ye bakarken ekran karşısında sızıyorum. Sabah kalkış
    kısmı daha fena uyandıktan sonra yatak keyfi diye bir şey yok, zaten yatakta keyif yapacak bi şey de yok. sabahın köründe kargalarla birlikte oturup bok yemeye başlıyorum ben de. Ne yapalım, hiçbir şeyi değiştiremiyoruz ne de olsa “hayat devam ediyor”; filan diyorlar ama benim için aslında hayat pek devam etmiyor şu sıralar, neyi devam etsin? Benim için hayat yeniden başlıyor şu anda sanırım, hem de sıfırdan.

    Sevindiğim şeyler de var, son bir yılı reklam ajansındaki işimden ayrılıp
    evde Nursel’le birlikte geçirmiş olmamız beni en çok rahatlatan şeylerden
    biri. Ortalama insanlardan çok daha fazla birlikte ve mutluyduk son bir yıl
    içinde. Evde sabahtan akşama oturup, ağaçlara bulutlara, tortora bakıp
    gülüyorduk, çok mutluyduk, gerçekten. Çoğu insanın yaşayamayacağı kadar mutluluk yaşadım son bir senede. Ne yazık ki mutluluk da elektrik gibi bir yere istiflenmesi zor bi duygu, şimdi o mutluluk anları anı olarak suratıma kapanıyor. Yalnızlığın bir başka karanlık tarafı da ortaya çıkıyor böylece karşılaşmalar.

    Sabahtan akşama çevremdeki birçok şeyde birlikte yaşadığım, eğlendiğim ve
    mutlu olduğum insanı görüyorum ister istemez, neyse ki şimdi kendisini
    heybeliye bıraktık. Bir süre sonra o da adanın bir parçası olacak, heybeliye
    her gittiğimde belki de enseme konan bir sinek, topraktan çıkan bir çiçek, ağacın tekinde ekşi bi erik ya da peşimden gelen yavru bi kedi olacak. Şimdilik beklemekte yarar var, hiçbir şey kaybolmuyor, bu da bir gerçek.

    Hep çok şanslı olduğumu düşünürdüm, hâlâ da düşünüyorum galiba. Hep istediğim işi yaptım, beni sıkan protokollere, ıvıra zıvıra bulaşmadım, zora gelmedim, her işim iyi gitti ama geçen haftaki bomba biraz fena patladı bende. Şu anda evrensel şans skalasında eksilere düştüm sanırım. Bundan sonrası yukarı çıkış olabilir sadece.

    “Küçük şeylerle mutlu olmayı bilmek lazım” gibi zırvalar vardır ya, işte biz
    aynen o laflardaki gibiydik, küçük ama mutlu bi hayatımız vardı. Dolaptan
    kestiğim bi parça kaşar peynirine sevinirdi, susadığı zaman götürdüğüm bi
    bardak suyun yüzünde yarattığı mutluluğu görmeniz gerekirdi beni anlamanız için. Sabahları sağlıklı olalım diye tek bi aspirini içip “şimdi mükemmel olduk” diye salak salak sevinirdik. Bahar geldiğinde balkonu çevreleyen ağaçların yaprakları yeşerip her yer yemyeşil olduğunda dünyanın en mutlu ikilisi olurduk. İnsan burnuna çin yağı sürüp uyuyacak diye sevinir mi? bazısı seviniyormuş, o da bana denk gelmiş, şans işi işte.
    [​IMG]

    Bir yandan da birbirimize hiç benzemezdik, zevklerimiz çok farklıydı ama bana her zaman yeni bir şeyler gösterirdi. İnsan olmayı, çevremi sevmeyi nurselden öğreniyordum, daha da alacak çok dersim vardı. Krediler
    tamamlanmadan kaçtı gitti, bizim krediler de yandı badem oldu. Daha
    öğrenecek çok şeyim vardı.

    Beni hayata bağlayan şeydi kendisi o gidince iyice saçma sapan bir insan
    olacağım gibi hissediyorum, bana kızacak, yaptıklarıma laf edecek ya da
    beni çekip çevirecek birisi yok şimdi dımdızlak kaldım evde, bir de
    kucağımda tortor var mal gibi salonda kanepede oturuyoruz, ağaçların
    gölgelerine bakıyoruz işte.

    Durum böyle olunca hayatın da anlamını görmeye başlıyorum ağırdan. Hayatımızın anlamı anılarımızmış, onu fark ediyorum bi kez daha. Güneş doğuyor, güneş batıyor, haberlerde saçma sapan şeyler, iş yerindeki sıkıntılar, kişisel çekişmeler filan acayip fasa fisoymuş, bi kere daha ayılıyorsunuz ama narkozdan hızlı çıkmak da bi kafa yapıyor. Anlamsızlık içinde buluyorum kendimi sık sık. Evinde oturan ve yaşadığı hayatın
    bomboş olduğunu gören bir emekli gibiyim. Tek farkım çok güzel yaşadım,
    geçen haftaya kadar da kazasız belasız geldiydik. N’apalım, piyango bu sefer bana çıktı, yarın başkasına çıkacak, sonraki gün de bir başkasına, çekiliş hep devam edecek.

    [​IMG]

    Bi fotoğraf filan koymak istiyordum ama hiçbir şeye bakamıyorum zaten tüm fotoğraflar benim aklımda. zamanla çıt çıt açılıyorlar. Şimdi onlara bakmak için çok erken.

    Karşılaşmalar, eşyalar ve yerler en fenası. ama her şey ilk seferinde çok
    acıtıyor insanın içini. Aynı yerden ikinci geçişinizde sadece içinizde bi sıcaklık kalıyor. Bakalım ne olacak? Hayatımın en büyük darbesinden sonra ne kadar sıcak beni kurtaracak bilemiyorum. Yalnızlık sıcak bi şey değil, onu çok iyi biliyorum.

    Geçen hafta tam da şu satırları yazdığım sırada yanımdan gitti, artık yok. yani var ama, yok. üzücü ama gerçek, ne yapalım?

    Şimdi arkadaşlarla daha fazla zaman geçirilecek, onlarla da güzel anlar
    paylaşılacak, mutlu yaşamaya devam edilecek. Mutlu olmaktan başka
    yapacak bir şey yok. yani var ama, yok. ”
     
    Ontheway, burak ozu, Karakus ve diğer 1 kişi bunu beğendiniz.
  2. TencoMelih

    TencoMelih

    Mesajlar:
    2.358
    Yer:
    Karabük
    İsim:
    Melih
  3. motie

    motie

    Mesajlar:
    587
    Yer:
    İstanbul - Çengelköy
    İsim:
    Murat YAZICI
    Zor arkadaş çok zor! İnsanın sevdiğini ebediyete uğurlaması çok zor! Hep dua ederim geride kalmayayım diye. Bencilce biliyorum ama ben yine de dua ederim. Çünkü biliyorum ben bu yükü kaldıramam. :(
     
    ka2n bunu beğendi.
  4. zipkinteam

    zipkinteam

    Mesajlar:
    451
    Yer:
    Bandırma
    İsim:
    hakkı önder
    Başınız sağolsun yazdıklarınızdan çok duygulandım ve üzüldüm...
    Ne demek istediğinizi çok iyi anlıyorum...Kabullenmek çok zor,bana sorarsan kabullenebildin mi diye...?Yarası hala açıktır...
    İşin kötüsü yapılabilecek hiç bir şeyin olmaması,kısaca sözün bittiği ya da başladığı yer...
     

Sayfayı Paylaş