1. Hoş geldiniz, Akvaryum Portalı ailesine katılım için kendinizi hazır hissediyorsanız üye olun.
    Yardım sayfasından forum kullanım desteği alın.

Nefs'in "Anti Virüsü"

Başlığı 'Hayata Dair Her şey' kategorisinde suret tarafından 3 Mart 2013 başlatılmıştır.

  1. suret

    suret

    Mesajlar:
    2.160
    Yer:
    istanbul
    İsim:
    Burak N
    Bir arkadaşım yazmış, sevdiğim yerlerde iletiyorum :

    Nefsin Anti Virüsü

    Cami imamı Abdullah hoca, resmi işlerini yaptırmak için bir devlet dairesine gider. Kendisinden TC kimlik numarası istenince, en yakın internet kafenin yolunu tutmak zorunda kalır. Kafenin kapısından girerken levhada yazılı isim 'fesuphanallah'lar, estağfirullah'lar çektirir hoca efendiye, hem de peş peşe: cen.net cafe:

    Kafe işleten delikanlıya:

    - Evlâdım T.C. kimlik numarası istediler benden, yardımcı olabilir misin?

    - Tabii amcacım, siz şuraya oturun, şu işimi hemen bitirip sizinle ilgilenirim.

    Abdullah hoca başlar beklemeye. Böylelikle bulunduğu mekânı inceleme fırsatı da geçer eline.

    - Demek ki gençlerin girip bir türlü çıkmak bilmedikleri, internet kafe denilen yer burasıdır.

    Gözüne takılan her detaydan rahatsız olarak, huzursuz bakışlarla etrafını süzer durur.

    Evin bodrumunda kurduğu fare tuzakları gelir aklına. Küçücük bir peynire tutsak olan fareler nasıl kapandan çıkamıyorlarsa, ayrı telden oyunlara yakalanan gençlerin de buradan çıkamadıklarını düşünür. Bir 'fesuphanallah' daha çeker ve:

    - Ahir zaman fitneleri işte canım, der kendi kendine

    Hoca efendinin huzursuz olduğunu fark eden delikanlı hemen bir çay söyleyince, kendisine ikram edilmesinden memnun olur.

    En azından bu da bir hürmet ifadesidir. 'Aferin' derken içinden, hayıflanır, istemeden:

    - Yazık oluyor bu gençlere, hayatlarını heder ediyorlar.

    Boşa hayıflanmanın, vah vah demenin, bir faydası olmayacağını bildiği için, delikanlıyla hasbihal etmeye karar verir:

    - Delikanlı sana bir şey soracağım ama bilmem ne düşünürsün?

    - Buyurun amca, ne soracaktınız?

    - Sen Allah'ı bilir misin?

    Birbirine girmiş, hiçbir şekle benzetemediği jöleli saçları, her baktığında bir 'fesuphanallah' daha çektiği sakal şekliyle bu delikanlıdan aldığı cevap, hoca efendiyi pek şaşırtır.

    Kafeyi işleten delikanlı gülümseyen gözlerle bakarak:

    - Kul, kendisini yoktan var edip hayat bahşeden, düşünecek akıl, görecek göz veren Rabbini nasıl bilmez amca?

    Hayretle sormaktan alamaz kendisini:

    - Biliyor musun? Peki, neyle biliyorsun Allah'ı, bana bir anlatır mısın?

    Delikanlı eliyle kafedeki bilgisayarları göstererek cevap verir:

    - Bu bilgisayar ile biliyorum amca.

    - Bunlarla mı? Pek anlayamadım.

    - Bu bilgisayarların varlığı benim nazarımda Allah'ın varlığının en açık delillerinden biridir. Bilgisayar kullananlar gayet iyi bilirler amca, böyle bir makine, ancak bir mühendis ve üstün bir teknoloji ile var olabilir.

    Ateistin en önde gidenine sorsan, bu zımbırtının tesadüf eseri oluşmayacağını, mutlaka birisi tarafından yapılmış olduğunu söyler sana. Meselâ Darwin kalkıp dirilse, şu laptopu göstersen, desen ki:

    'Bu alet, şu hesap makinesinin tesadüfler zinciriyle evrimleşmiş hâlidir.' Darwin bile 'çüş deve' der.

    Abdullah Hoca delikanlının anlattıklarından hoşlanmıştır. Keyiflenir:

    - Bilgisayarın kendiliğinden yapıldığını kabul etmeyen adam, onu yapan insanın yaratılmış olduğuna gelince kıvırıveriyor değil mi evlâdım?

    - Bak amca, burada 20 tane bilgisayar var, bunlar bir sistemle birbirine bağlı, hepsi bir program tarafından idare ediliyor. Bu sistemi ben kurdum, burayı ben çekip çeviriyorum. Buradaki düzen benden sorulur; Yani bir anlamda da farzımuhal buranın tanrısı benim.

    Bazen oyun oynayıp, interneti kullanıp para ödemeden sıvışmaya kalkanlar oluyor.

    Hemen yakalıyorum onları. 'Gel bakalım! Nereye gidiyorsunuz böyle? Buranın nimetlerinden faydalanıp başıboş bırakılacağınızı mı zannettiniz? 'Paramız yok abi!' derlerse; 'Yok öyle yağma!' deyip cezalandırıyorum. Internet kafeyi temizletiyorum: paspas yapıyorlar, camları silip tuvaleti temizlettiriyorum.

    Bir saat oyunun, internetin bedeli olur, bunun hesabı sorulur da, sayısız nimetlerle dolu koca bir ömrün hesabını sormazlar mı insana? Bir kafenin bile işlerini düzenleyen, tertip eden biri varken, koca kâinatı kusursuz işleyen bu sisteminin bir kurucusu olmaz mı? Olmaz diyenin ahmaklığını bütün noterler tasdik etmez mi?

    - Vallahi evlâdım pek takdir ettim seni. Peki, 'ı nasıl bilirsin, neye benzetirsin?

    -Ben Allah'ı hiçbir şeye benzetmeden bilirim amca.

    - Bunun böyle olacağını nasıl bildin evlâdım? Delikanlı eliyle bilgisayarları işaret etti:

    - Yine bunlar sağ olsun. Bu bilgisayarları yapan mühendisler başka, bilgisayarlar başkadır. Birbirlerine benzemezler. Programı yazan insan başkadır, ortaya konulan program ise bambaşka. Bilgisayarda yüklenmiş bilgiler vardır, fakat benim bilmem yine başkadır.

    Kamerası vardır, ses düzeni vardır, ama benim gözlerim ve duyup konuşmam farklıdır.

    Abdullah amca çocuğun feraset ve anlayışını çok beğenmişti. Sorduğu sorulara aldığı cevaplar, gayet mantıklıydı ve berrak bir imana işaret ediyordu. Aslında buradaki işi bitmiş, kimlik numarasını çoktan almıştı ama muhabbete devam etmek istedi.

    - Peki varlığına inandığın Rabbin için ne yapman gerektiğine dair ne biliyorsun?

    - Ne yapmam gerektiğini biliyorum amca, fakat ne kadarını yapabildiğim hususunda kendimi yeterli görmüyorum.

    - Ne bildiğini söylersen, neler yapabileceğine dair yardımcı olabilirim belki evlâdım.

    - Neler yapmam gerektiğine dair şuradan biliyorum amca:

    Öncelikle, Rabbim bana bir gönül vermiş. Kendisini bilmeyi nasip edip muhabbetini gönlüme yerleştirmiş. Ben de gönlümde sadece O'na ve sevdiklerine yer vermeliyim, O'nun istemeyeceği şeyleri gönlümden uzak tutmalıyım.

    İkinci olarak bana verdiği dili razı olmayacağı sözlerden korumalıyım. Her zaman O'nu söylemeli, O'nu anlatmalıyım.

    Son olarak bana verdiği bu bedeni O’nun razı olacağı şekilde kullanmalı, bir gün toprak olacak vücudumu O'nun yolunda eskitmeliyim. Benim bildiğim bundan ibaret.

    - Ee evlâdım daha ne yapacaksın, başka bir şey kalmadı ki!

    - Efendim yapmalıyım, etmeliyim diyorum ama bal demekle ağız tatlanmıyor ki!

    Gidilecek yolu bilmek ayrı, usulüyle yolda yürüyebilmek apayrı bir şey; yine bilgisayar tabirleriyle söylemek gerekirse, şeytan denilen melun HACKER, benim sistemimdeki NEFS virüsünü aktif hale getiriyor. Üstesinden gelebilene aşk olsun. Etkili bir anti-virüs programı bulmam lazım belki de…

    - Ben biliyorum, dedi Abdullah Hoca ve ekledi: NAMAZ

    - Eveeet amca, NAMAZ anti-virüs programlarından birisidir. Hayat sistemine kurup, günde beş kere da bağlanırız. Böylece sürekli güncellenir.
     
  2. Alparslan

    Alparslan

    Mesajlar:
    19.706
    Yer:
    Kartal-İst
    İsim:
    Alparslan İşken
    Burak abi güzeldi teşekkürler...:)
     
  3. veligören

    veligören

    Mesajlar:
    111
    Yer:
    niğde
    İsim:
    veli gören
    Burak bey çok güzel bir kıssadan hisse teşekkürler.
     
  4. YIKIKTEMO

    YIKIKTEMO

    Mesajlar:
    30.767
    Yer:
    İstanbul
    İsim:
    Temel Sert
    Hikaye olarak dinlemek isteyen videodan dinleyebilir bu hikayeyi.

     
    Erdem., Alparslan ve veligören bunu beğendi.
  5. veligören

    veligören

    Mesajlar:
    111
    Yer:
    niğde
    İsim:
    veli gören
    Teşekkür ederim
     

Sayfayı Paylaş