1. Hoş geldiniz, Akvaryum Portalı ailesine katılım için kendinizi hazır hissediyorsanız üye olun.
    Yardım sayfasından forum kullanım desteği alın.

Nocturnal Hunter's Sudden Flash: Bitkili Akvaryumda Balık Yakalama Tekniği

Başlığı 'Tatlısu Genel Konular Portalı' kategorisinde Neverlander tarafından 7 Mart 2009 başlatılmıştır.

  1. Neverlander

    Neverlander

    Mesajlar:
    2.924
    İsim:
    Abdullah Üüzümcü
    "Nocturnal Hunter's Sudden Flash" tekniğini geliştirmek zorunda kalışımın hikayesini paylaşacağım sizinle...

    135 lt karma canlı doğuran akvaryumumun resimlerini ve görüntülerini sizlerle daha önce çeşitli vesileler ile paylamıştım...

    Bu paylaşımlarıma genel eleştirilerden biri balık yükünün çok fazla oluşu ve balıkların -özellikle de veliferalarımın- aşırı büyük oluşu idi... Söyleyenler doğru söylüyordu... Ama benim damızlık veliferalarımdan vazgeçmeye niyetim yoktu... Taa ki yavruların gelişim hızları çok ama çok yavaşlayana kadar... Damızlık velifera dişilerim çok ama çok oburdurlar... Her türlü yemi -ki bazen dip balıkları için kuallandığım yemleri bile- yerler... Yavru balıklar için kullandığım Sera Mikropan ve daha sonra başladığım Pet's Family Mikro yemleri de velifera dişilerimin en sevdikleri yemler arasında idi... Ne zaman yavruları yemlesem yemlerin büyük kısmını sayıları 15'i bulan damızlık velifera dişileri yiyordu... Diğer velifera ve canlı doğuranların yedikleri onlarınkinin yanında hiç sayılırdı...

    Sorun ortada idi ve çözüm basitti, dişi veliferaların büyük bir kısmını akvaryumdan çıkarmak... Yalnız bir sorun vardı, akvaryum son paylaşımım "Yeni Dizayn Edilmiş Hali ile 135 lt Karma Canlı Doğuran Akvaryumum"dan sonrada değişime uğramıştı... (Ne demekse, sanki ben değiştirmedim... :D ) Şu an 135 lt karma canlı doğuran akvaryumum Vallisneria americana gigantea, Vallisneria nana, Cryptocoryne wendtii, Cryptocoryne crispatula "balansea", Java Fern ve Anubias'lardan oluşan bir "ormana" sahip... Önceleri küçük sayılabilecek kepçemle yakalamak istediğim balıkları akvaryumun içinde umutsuzca kovalıyordum... Umutsuzca çünkü kovalamaca balığın -özellikle- bir Anubias'ın altına ya da V. nana'ların arasına kaçması ile sonlanıyordu her seferinde... Sonradan balıkları yemleyip yakalamak geldi... Hedefteki balıklar da diğerleri gibi her sabah kahvaltısı için suyun üst yüzeyine geliyordu... Yemi verdikten sonra yakın mesafedeki hedeflerden birine odaklanıp kepçe ile tek bir hamle yapıyordum... Birinci gün/deneme, ikinci gün/deneme, üçüncü gün/deneme derken bu seferde kepçenin küçük boyutundan dolayı elimiz boş kaldı... Gittik büyük hatta "battal" koy kepçe aldık... Evet bu sefer olmuştu... Gerçi hedef balık ile birlikte 10 kadar diğer balıkları da yakalıyordum :D ama olsun... :heyo: Her sabah bir balık yakalayıp akvaryumcuma götürüyordum.. Ama mübarek dükkanı saat 10:00'dan önce açmıyor ki... Daha yakalamayı planladığım 7 dişi velifera daha vardı... Eee, hergün işe balık yüzünden geç gidemezdik ya... Başka bir yol bulmalı idi ama ne? huh:

    Bir gece saat 01:00 gibi yatağa gitmiştim... Evde küçük çocuk olduğu için doğazlgaz son raddede yanıyor ve çocuklar üşümesin diye yatak odasının kapısı sürekli kapalı duruyordu... Çok sıcaklamıştım, sağa dönüyordum, sola dönüyordum ama bir türlü uyuyamıyordum... rahmetli dedemin "tiryaki" adamlar için söylediği bir söz geldi aklıma... şaş: Kalktım "emelim" doğrultusunda akvaryumların da bulunduğu salona gittim... Karanlıkta el yordamı ile "emelim" ( şaş: ) için gerekli malzemeleri bulduktan sonra "emelim"in ilk adımını attım ve ortalık kısa bir süreliğine aydınlandı... Hah, işte o ana beynimde de bir aydınlanma oldu... Hemen gidip küçük kepçeyi aldım ve gelip 135 lt'lik akvaryumun üzerindeki floresanları usulca balık avına uygun hale getirdim... Düzenleme tamamlanınca salonun lambalarını yaktım... Tahmin ettiğim gibi bütün balıklar hareketsiz, yarı-trans halinde dinleniyorlardı... Çoğu ışığın yandığını bile fark edemedi... Hızlı ve emin hareketlerle "afyonu patlamamış" kurbanlardan üçünü yakaladım... Balıkalrın tek hissettikleri suyun içinde birşeyin (yani kepçenin) süzülüşü idi... Ama dördüncü balığa gelene kadar bütün balıklar kepçenin varlığından ve onu tutan avcıdan haberdar olmmuşlardı... "Allah kahretsin"di, "çok az kalmıştı" idi... Kendi kendime "Neyse, geri kalanları bir sonraki gece yakalarım" derken aklımda bir şimşek çaktı... Şimşeğin çakması ile birlikte bir anda akvaryumun bütün lambalarını bir anda yaktım... Bütün balıklar donup kaldı... Gözleri kamaşmıştı ve kurbanların pardon hedeflerin hepsi açıkta öylece duruyorlardı... Hızla ikisini yakaladım... Üçüncü olarak hedeflediğim balığa doğru kepçe ile yönelmişken çok tuhaf birşey oldu ve sona bıraktığım balık şaşkınlıkla bir anda gelip kepçenin içine girdi... Arkasına da çok kolay bir şekilde dödüncüyü yakaladım ki tek yapabildiği kepçe kendisine arkadan yaklaşırken yüzünü dönmek oldu ve "ağlarla buluştu"... :D

    7 balık da elimde idi... Hemen kendileri için uygun bir kap hazırlayıp hava motoru bağlayıp yatmaya gittim, tabii yatağa gitmeden önce bir tane de "keyif emeli" gerçekleştirdim... Ertesi sabah da alıp balıkları akvaryumcuma götürdüm ve işe geç kalış serisine bir son verdim...

    İşte böyle... Temel Hocam'ın DIY balık yakalama kabını gördüğümde bu hikayeyi paylaşmak geldi aklıma... Bu yaptığıma -hiç utanmadan- "teknik" deyiverdim ve -yine hiç utanmadan- isim bile koydum: Nocturnal Hunter's Sudden Flash (NHSF; Gece Avcılarının Ani Parlaması)...

    Bildiğiniz üzere balıklar gece daha doğrusu karanlıkta uyumaz ancak bazal metabolizmaya girerler ve akvaryumların bir köşesinde suda sabit kalarak ya da zemine uzanarak dururlar... Bu sırada sinir sistemlerinin büyük kısmı fonksiyonlarını minimum düzeye indirmiştir ve gözleri tamamen karanlığa adaptedir... NHSF tekniği de balıkların bu durumundan faydalanan bir tekniktir... Karanlıktan hafif ışıklı duruma (salonun lambalarının kısmen akvaryumu aydınlatması) ve hafif ışıktan güçlü ışığa (akvaryumun lambalarının aniden yakılması) geçişlerde balıkların gözlerinin yeni duruma adaptasyonu zaman alır... Aynı şey tamamen ya da çok büyük oranda hareketsiz durumdan yüzebilir ve kaçabilir duruma geçmeleri için de geçerlidir... Yoğun bitkil akvaryumlarda balık yakalamanın sorunları malumdur (bitkilerin sökülmesi, sökülen bitkilerin kaldırdığı tortuların ve amonyağın balıkların sağlığı üzerine etkileri, vesaire)... NHSF tekniği balıkları kaçamayacakları bir durumda yakalayabilmeyi sağladığından bitki sökülmesinin önüne çok büyük oranda geçmektedir... Kepçe kullanmayı bilen "mahir" bir el (amma övündüm :D ) de söz konusu ise hiç bitki sökmeden istenilen bütün balıklar kısa sürede birer birer yakalanabilir...

    NHSF tekniğinin bazı açıkları da bulunmaktadır... Dip balıkları büyük çounlukla diğerlerine göre gece de aktif olan balıklardır, bu nedenle yakalanmaları NHSF tekniği ile mümkün olmayacaktır... Dip balıkları gafil avlansalar bile kepçenin bitkilerin sıklığının arttığı zemin bölgesinde etkili olarak ve bitkilerin sökülmesine neden olmayacak bir şekilde kullanılması pek olası değildir... Unutmamak gerekir: NHSF tekniği yüzey ve orta hat balıkları için uygundur... bak: Dip balıklarının yakalanması için ise Temel Hocam'ın DIY balık yakalama kabı ( en etkili çözüm olarak gzükmektedir...

    Bitkili akvaryuma sahip herkese keyifli huh: "Balık Avı Geceleri"...
     
    A.P Bot Yazı düzenlemesini kaydetti.: 14 Mayıs 2016
    Bozzzok bunu beğendi.
  2. YIKIKTEMO

    YIKIKTEMO

    Mesajlar:
    30.767
    Yer:
    İstanbul
    İsim:
    Temel Sert
    Abdullah hocam, bir solukta okudum. Gece uygulaması gerçekten doğru bir uygulama, buna şüphe yok. Ancak yine seninde belirttiğin gibi türden türe çok değişir. Senin balıkların bu metoda uygun. Tuzlu su balıkları gece malesef kaya dekorunun mağaralarına, çatlaklara vs gizlenerek yatıyor. Hatta kendilerini sırt yüzgeçleri ile kilitliyorlar.

    Bu açıdan seninde söylediğin gibi basitce yapılmış kapan etkili bir yol. Büyük balıkların yakalanması zaten nispeten kolaydır.

    Ellerine sağlık.
     
  3. turqer

    turqer

    Mesajlar:
    1.088
    İsim:
    Türker Sezgin
    Abdullah Hocam, ellerinize sağlık. Çok güzel bir anlatım olmuş. Keyifle okudum.

    Bu konuda bir şeyi merak ediyorum ben. Karanlığa adapte olan balık, güçlü ışığa maruz kaldığında bir takım sorunlara yol açabilir mi, ufakta olsa? Yoksa dediğiniz gibi yeni duruma adapte olması için sadece bekleyip zaman mı geçirmesi gerekir..
     
  4. Neverlander

    Neverlander

    Mesajlar:
    2.924
    İsim:
    Abdullah Üüzümcü
    Sağolasın Temel Hocam... Tuzlu su akvaryumlarında zaten bitki olmadığından NHSF tekniğine de gerek yok... Tabii bizim bir açığımızı da yakalamışsın Temel Hocam... :D
     
  5. Neverlander

    Neverlander

    Mesajlar:
    2.924
    İsim:
    Abdullah Üüzümcü
    Türker, biyolog olmak istemediğine emin misin? Yani hiçbir forumda alan dışından birinin üst üste böyle biyolojik açıdan kritik sorular sorabildiğine, böyle güzel yaklaşımlar sergileyebildiğine hiç şahit olmadım... Valla tebrikler, mükemmel bir soru... :cicek:

    Şimdi bu aniden ışıkları yakmanın ilgilendirdiği iki durum var... Birincisi biyolojik ve diğeri de etik...

    Biyolojik durum senin sorun ile ilgili... Gözlerin görmesinde ışık temel ve önemli bir fonksiyon ifa etmektedir... Işık gözde fotoreseptör (ışık alıcı) dediğimiz hücreler tarafından alınmaktadır...

    Fotoreseptör Hücre

    [​IMG]

    Bu hücrelerin üst kısmı ışık uyarımlarını almak için özelleşmiştir... Işık bu kısma çarptığında bir seri kimayasal reaksiyonu tetikler ve sonuçta nörotransmiter adını verdiğimiz moleküller hücreden sinire doğru salınır ve ışığın meydana getirdiği uyarım beyne taşınır... İşte bu kimyasal reaksiyonlardan birinde ürün olarak hücre için ciddi şekilde zehirli (toksik) olan retinaldehit salınmaktadır... Bu maddenin hücreden hızla uzaklaştırılması gerekmektedir... Bunun için de bu hücrelerde ABCA4 transportörleri bulunmaktadır... ABC ailesine mensup bütün transportörler hücre için zararlı maddelerin uzaklaştırılmasında rol oynamaktadır... ABCA4, sadece fotoreseptörlerden retinaldehitin uzaklaştırılması için ordadır desek yeridir... Çünkü insan ve farede ABCA4 geni mutasyonları erken yaşta (çocuklukta) Stargardt Hastalığı ve ileri yaşta ise Maküler (Sarı Benek) Dejenerasyon'a neden olmaktadır... Bu iki hastalık da genetik olup ışığa maruz kaldıkça körlüğe giden hastalıklardır... Sebebi de retinaldehitin fotoreseptörlerden uzaklaştırılamamasıdır... Tabii balıkların ABCA4 genlerinde mutsyon var mı bilmiyorum... Ancak mutasyon olmasa bile sürekli koyu karanlıktan yoğun ışığa geçiş olursa zamanla körlüğe gidecek bir yol açılmış olur... Tabii NHSF tekniği hergün uygulanacak bir teknik değil... Her gece keyif için bitkili akvaryumlarda balık yakalayacak değiliz ya... :D

    Biyolojik durum ile ilgili belirtilmesi gereken bir husus daha var Türkerciğim... O da eğer çok koyu karanlıktan çok yoğun aydınlığa geçildiğinde gerek göz bebeklerinin aniden aşırı kısılması dolayısıyla kaslardan beyne gerekse çok kısa sürede oluşan yüksek miktardaki retinaldehitin hücreleri yakması sonucunda fotoreseptör hücrelerden beyne bir uyartı daha yollanır ki bu da "acı"dır... Ani ve aşırı zorlanma sonucunda balığın gözlerinde en az iki yerde "acı" meydana gelecektir... Gerçi beyin bunları birleştirecektir ama olsun balığın kısa süreli de olsa canının yandığı mutlaktır... Bu kısım aynı zamanda olayın etik boyutudur... Yani NHSF tekniği balıklara hedef olsun olmasın kısa süreli acı verici bir tekniktir... Ama yukarıda dediğim gibi kör edici değildir...
     
  6. emmi_06

    emmi_06

    Mesajlar:
    1.114
    İsim:
    Özgür ABAY
    Abdullah abi,gece balık yakalama stilini bende uygularım.Ağzı yumurtalı dişileri ayırmak ölüm gibi.
    Akvaryum hobisinde sevmediğim bölümlerden birisi balık yakalama.Benim akvaryumda bol kayalıklı olduğu için,balıklar kayaların arasına saklanıyor.

    Yavru balık çovaldıkça akvaryumda çovalıyor.Yavrularıda dağıttığım için yani ben uğraş vermiş oluyorum.Bu sebeplerden dolayı üretimi bırakacam.300 litrelik karma malavi **** akvaryumu olacak.630 litrelik boş akvaryumda karma tanganyika düşünüyordum.Üretim amaçlı,o akvaryumda büyük ihtimalle karma amerikan **** akvaryumu olacak.

    Balıklara hastalık dışında yakalamakla uğraşmıyacam. :basardim: :basardim:
     
  7. Muzikopat

    Muzikopat

    Mesajlar:
    2.629
    İsim:
    Hüseyin ÇELİK
    Abdullah Abi çok güzel bir paylaşım. Paylaşım için teşekkür eder , saygılarımı sunarım.
     
  8. Neverlander

    Neverlander

    Mesajlar:
    2.924
    İsim:
    Abdullah Üüzümcü
    Özgürcüğüm, haklısın çoğaldıkça çoğalıyorlar... Benim de bazen aklıma gelmiyor değil tüm akvaryumları kaldırıp yerine şöyle 500-600 lt'lik bir akvaryum yapıp içine iki adet astronot koyup bir daha kolay kolay uğraşmamak... Ancak ne diyeyim canlı doğuranlar benim için bir tutku... Onlarsız yapamam... Ve akvaryumun içinde, kıyısında köşesinde yavru balık görmek hoşuma gidiyor...

    Bu arada sağolasın Hüseyinciğim....
     
  9. turqer

    turqer

    Mesajlar:
    1.088
    İsim:
    Türker Sezgin
    Abdullah Hocam, biyolojik ve etik durumlar hakkında verdiğiniz net bilgiler için çok teşekkür ederim.
    Bana sorduğunuz soruya gelince..Kısmet diyerek cevaplayayım, uzatıp konunuzu amacından saptırmayayım hocam :cicek:

    Saygılar.
     
  10. Neverlander

    Neverlander

    Mesajlar:
    2.924
    İsim:
    Abdullah Üüzümcü
    Ben teşekkür ederim Türkerciğim...
     
  11. emmi_06

    emmi_06

    Mesajlar:
    1.114
    İsim:
    Özgür ABAY
    Abdullah abi,lafı ağzımdan aldın.Geçen ay aksan akvaryuma 630 litrelik akvaryum yaptırdım.
    Karma tanganyika kolonileri olacaktı.Üretimi artık düşünmüyorum.Akvaryumda en fazla 5_6 balık koyacağım.Olmassa olmazlardan astronot(oscar),papağan,midas,texas ve farklı balıklar düşünüyorum araştırmalara başladım.
     

Sayfayı Paylaş